İş Dünyası

Sıradan Olma

Bugün iş dünyamıza döneceğiz. Bazı kişisel gelişimciler gibi sığ ve tekrardan ibaret olmayacak yazacaklarım. İnsanın insan olduğunu unutmadan yazacağım, her zaman olduğu gibi. Kariyer yapmakta olan veya başlamaya hazırlanan arkadaşlara sıradan olma diyeceğiz. Ama nasıl, ne ölçüde, hangi gerekçeyle..?

Bir iş sahibi olmak ve bu işte başarılı olup, pozitif kariyer üretmek her insan için haysiyet meselesidir. Verimli ve üretici olmak mutluluk şifrelerinden birisidir. İnsanlar ömürlerinin büyük kısmını çalışarak geçirirler. Yaradılışımız bunu gerektirir. Boş duramayız, avare olamayız.

Kaynakların kısıtlı ve ihtiyaçların sonsuz olduğu bu dünyada, iş hayatı elbette zordur. Çalışma ortamları yıpratıcı ve zorlayıcıdır. İlişkiler ve prosedürler ne adildir, ne de tutarlıdır. Fakat şunu aklımızdan çıkarmamalıyız ki, en kötü durum bir işimizin olmayışıdır.

Şöyle bakmalı iş meselesine. Aslında yaşam yolu insanların yaptıkları işlerin bileşkesinden ibarettir. Siz dinlenir veya eğlenirken bu imkanları sağlayan; başkalarının yaptıkları işlerdir. Gelişmişlik ayrımları yaşam standartlarınızı belirleyebilir ama zihninize ve fikrinize gem vuramazlar…

Eşinizin yada annenizin ev işleri de böyledir. Hayat çalışmaktan ibarettir. Marjinal yaşam biçimleri vardır çalışmayı reddeden, hippiler gibi mesela; fakat onların hayatına da yaşamak denilemez ki, be kardeşim!

Sıradan Olma İhtirasa da Kapılma

Bu arada işin ve iş dünyasında başarılı olmanın kıymetinden bahsederken önemli bir noktayı atlamamak gerekir. İhtiras!

Her yazımda altını çizmeye çalıştığım bir gerçeği tekrar edeyim. İyi bir insan olmak esastır. Bu şekilde dünyada ve ötesinde mutlu olursunuz. Hırs, hangi konuda olursa olsun hayatınızı zorlaştırır ve sizi istenmeyen davranışlara yönelterek psikolojinizi alt üst eder.

Başarılı bir kariyerin ihtirasa değil, olgunluğa ihtiyacı vardır. Gerek iş hayatınız, gerek aile hayatınız, bu şekilde lezzetli ve başarılı sonuçlara doğru ilerler.

Sosyal ilişkilerinizin bütünü, tek ve doğru bir karakter arzular. İş yerinde şöyle davran, evde böyle davran diyenlere itibar etmeyiniz. Her alanda nasılsanız öyle olunuz. Olduğunuz hali geliştirip yükseltmek için çabayı da elden bırakmayınız. Hepsi bu. Başarı için gereken hırs değil yani, tutarlılık…

Rekabete ve yarışmalara hazırlıklı olmak en güzel çözüm olacaktır. Zira kariyer hayatınız boyunca rakipleriniz olacak. Bunlarla baş etmenin yolu, sükunet ile kendinizi yetiştirip, itinayla görevlerinizi yerine getirmek olacaktır.

Bu şekilde siz kazanacaksınız. Kazanmak diğerine zarar vermek ile değil çalışmak ile mümkün. İhtirasa kapılıp, ayak oyunlarına, algı oluşturmaya veya daha kötü davranışlara sapmayın.

İnanın bana üstleriniz çalışanlarını doğru anlayacak kapasitede olacaktır. Olmasalar dahi, öz denetim mekanizmanız, doğru yaptığınız müddetçe sizi destekleyip güçlendirecektir. Sıradan olma, fakat hırs ile hata yapmaktan kork ve kaçın.

Ne Sunduğunuzu Bilin

İş dünyası bir alış veriş mekanizmasıdır. Bir şeyler satar, karşılığında bir şeyler talep edersiniz. Siz çalıştığınız yapı ile; bu yapı da müşterileri ve tedarikçileri ile alış veriş yapmaktadır.

Sıradan olma ki; sattığın ürünler de çok dikkat çekip talep edilsin. Çok talep edildikçe fiyatı da artacaktır. Demek ki kendimizin üstün ve zayıf yönlerini iyi tespit etmeli, etrafımızda var olan, fırsat ve tehditleri de iyi değerlendirmeliyiz. (SWOT analizi) Peki nedir senin sattığın ürünler:

  1. Zaman
  2. Fizik Güç
  3. Zihin Güç
  4. Yetenek
  5. Bilgi
  6. Tecrübe
  7. Sosyal Başarı

1. Zaman :

Dünya da gerçek değere haiz olan, geri getirilemez ve durdurulamaz ve en kısıtlı varlığımız zamandır. Senin zamanın da müthiş kıymetlidir. Lakin iş dünyasında çalışmak için ayıracağın zamanın değerli oluşu, sana iş verecekler açısından subjektif anlam ifade eder. Demek ki zamanının değeri, diğer donanımların ile doğrudan ilintilidir. Diğer maddeleri okurken anlayacaksın. Yani herkesin 8 saati, 8 saate eşit değildir. Bu konuda zaman yönetimi isimli yazımı da okuya bilirsin.

2. Fizik Güç :

Çok değerlidir yaptığın işe göre. Genelde bedeni ile çalışmayı tercih etmez insanlar. Fakat hal böyle değildir. Fiziki çalışma diğer maddelerde ki değerler ile birlikte çeşitli anlamlar kazanır. Sırtında yük taşıyan bedeniyle çalışır. Fakat bir kuyumcu kasasının veya bir sanat eserinin nasıl taşınacağını biliyorsanız veya bir yükü en kısa yoldan ve en hızlı siz taşıya biliyorsanız fizik güç değeriniz artar. Heykel yapan bir sanatkarın fizik gücü önemlidir. Veya eşsiz bir elması işleyen kuyumcunun da.

3. Zihin Güç

Biliyorsunuz zihin; bilgileri, insanları ve olayları kavrama, anlama, algılama, saklama ve gerektiğinde kullanıma sunma biçimimizdir. Zihnimizin kabiliyetleri; ne kadar iyi bir okuyucu, gözlemci ve dinleyici olduğumuza göre değişir. Güçlü ve değeri yüksek bir zihin gücünün gerekleri bunlardır. Farkında olmalı ve üzerinde çalışmalıyız.

4. Yetenek

Yeteneklerimizin bir kısmı doğuştan gelir. Fakat bunlar üzerinde çalışıp geliştirmezsek körelir, yok olur ve avantajımızı kaybederiz. Bir kısmı da sonradan edinilebilir yeteneklerdir. Yani doğuştan da gelse, sonradan da edinsek, yeteneklerimizin gelişmesi ve güçlenmesi azim ve çalışmaya bağlıdır. Yeteneklerimiz kesinlikle değerimizi arttıran önemli bir değişkendir, geliştirip güçlendirmeliyiz.

5. Bilgi

Çok çeşitleri var. Genel olarak ilgi alanlarımızda daha çok bilgili oluruz. Genel kültür de bilgidir. Bir statik projesi yapmak da bilgiye dayanır. Çoğunlukla ölçülebilir bir değerdir. Fakat bilgiye sahip olmak ile onu kullanabilmek aynı şeyler değildir. Değerimizi de bu ikilem sağlayacaktır. Sahip olduğumuz bilgi düzeyi ve onu kullanabilmekte ki başarımız.

6. Tecrübe

O güne kadar ki yaşanmışlıklar ve söz konusu iş ile ilgili deneyimler birleşir bir data oluşturur. Bu datayı okuyabilmek ve geleceğe yönelik kullanabilmek başarısına tecrübe diyoruz.

Değerimizi doğrudan etkiler. Tecrübe dediğimiz şey, bazılarının ” ben hayat okulunda okudum” diye ifade ettiği şey değildir. Her insan kendi hayat okulunun öğrencisidir. Bu okuldan mezun olmak, ölüm demektir. Tecrübe ise, tanıyıp tanımlaya bildiğiniz, sizin özelinizde hayat bulan fikirler bütünüdür. Anlamı ise, bu fikirlerin gerektiğinde devreye alınması ile hayat ulur.

7. Sosyal Başarı

İlişki yönetimi, etrafınıza yaydığınız pozitif enerji, bireyleri okuya bilme, gruba emir vermeden yön verebilme, örnek olabilme, doğru ve verimli ilişkiler doğurup, fayda sağlayabilme ile vücut bulur. Sosyal başarı, tek başına kitap konusudur. Her türlü iş için değerinizin asli belirleyicisidir.

Sattığın ürünler, bir başka değişle kişisel sermayen yukarıda saydığım ve daha da arttırılabilecek özelliklerinden oluşur. Bunları en iyi hale getir, sıradan olma.

İş dünyasının ilgilendiği detaylar; özelliklerinin kalitesi, sürdürülebilir olması, miktarı ve verimliliğidir. Sen iş edinirken yada kariyer basamaklarını tırmanıyorken, hızını ve ürününün fiyatını kendin belirlersin bu şekilde.

Cesur ol, Prototipe Uyma, Sıradan olma

Bakınız iş dünyasında cesaret, ancak yeterlilikler bazında anlam ifade eder. Yukarıda bahsettiğimiz değerler de ne kadar iyisiniz? Çok iyi iseniz çok cesaretli olun. Eksikleriniz var ise tamamladıktan sonra cesur olun! Bilmem anlata bildim mi?

Tabii ki beklenen prototipe uyma. Farklılaş ve verimlilik uğruna aykırı fikirler geliştir. Hedeflerin, ideallerin olsun. Fikirlerin, azmin, duyarlılığın ve çalışkanlığınla ezberleri boz.

İnsanlar sana hayran olsun, örnek alsınlar seni. Ama aceleci olma. Kendini iyi tahlil et. Hazır olduğundan emin ol ve yavaş yavaş hamle yapmaya başla.

İnan bana yanlış zamanlama ile yeterli birikime sahip olmadan öne çıkman, sonraki iş hayatın için acı sonuçlar doğurabilir. İnsanoğlu için önemli olan, hayatını içsel bir dinginlik ve barış ile sürdürülebilmesidir.

İş Etiği ve Genel Ahlak

Başta söyledim. Genel olarak iyi bir insan olmak, iyi bir yönetici veya iyi bir çalışan veya iyi bir patron olmanın ilk şartıdır. Genel ahlak sahibi olmak da, iyi bir insan olmanın genel geçer olmazsa olmazıdır.

Bizde helal haram kavramları var biliyorsunuz. Ne olursa olsun harama talip olma. Etik değerlere sahip olmak ve korumak seni haramdan uzak tutacaktır. Haram iş hayatında, kul hakkıyla ilişkilidir. Kul hakkına girme; hile hurda, entrika tefrika, mobing sertlik, yardaklık riyakarlık… Bunlar seni kul hakkına ve ardından harama sürükler. Başarı ise ancak iş etiği ile kaim olur.

–……..ama falan adam şöyle yaptı…….

O yapsın sen yapma. Zahiren kötülük peşinden koşarken iyi halde gözükebilir bazıları. İnan ki işin aslı hiç böyle değildir ve “insanın evvelinden ise ahiri” tabiri bir gerçektir. Bunun için ruhunun iklimine dikkat et ve yönet, terbiye et. Sen kazanacaksın…

Tutarlı Ol, Kendi İşine Bak

Şu, ha bire başkalarını gözetleyenler var ya! Sıkıntılı tiplerdir onlar. Genelde haset içinde kıvrananlar yada dedikodu düşkünü olanların göstergesidir; kendi işini bırakıp başkalarıyla ilgilenmek.

En iyi tarafından lüzumsuz bir merak içindedirler. Ama hayatın öznesi bir türlü kendileri olamaz. Ya yaptıkları işi sevmeyenler yada yapamayacaklarından korkanların saklandığı yer, diğer arkadaşlarını gözetlemek ve işlerine burnunu sokmaktır.

İşiniz ne olursa olsun, astlarınız ve üstleriniz olacaktır. Eşit kademede aynı tür işleri yapan arkadaşlarınız da olacaktır. Fakat sadece kendi işiniz sizindir. Bütün sonuçları ve sorumlulukları ile birlikte… Kendi işine bakmak, kendini gerçekleştirmenin en güvenli ve tutarlı yoludur…

Tutarlı ve kararlı olmak için işinize odaklanın. Gereklerinde yetersiz kaldığınız detayları fark edin ve öğrenin. İşinizi o kadar hızlı ve itina ile sonuçlandırın ki; herkes size baksın. Siz neden onlara bakasınız.!?

Empati Yap ve Dinle

Değerli kardeşim. Ezber bozmak dedim ya! Bunun iki kestirme yolu vardır. Birincisi iyi bir dinleyici olmaktır. Karşındaki sana bir şey anlatıyorsa dinle. Bu senin astın, üstün yada seviyende ki bir iş arkadaşın olabilir. Dinle ve anlamaya çalış… Çünkü o sana olumlu bir anlam yüklediği için anlatıyor, dinle…

Her dinlediğin, içeriği ve söyleniş şekli ile sana bir şey katmaya bilir. Hatta seni sıkabilir. Her dinlediğin doğru da olmayabilir. Fakat dinliyor olmakla bir kalp kazanırsın. Güvenilirliğini yükseltirsin. Değer verdiğin nispette karşılık bulursun. Bir gün seni dinleyen birilerine de ihtiyaç duyabilirsin

Hoş empati kurmak için, dinlemek ve gözlem yapmak şarttır. Peki empati nedir gerçekten? “Duygudaşlık” diyorlar yeni Türkçe ile… Esasen duyguları paylaşmak demek aynını hissetmek demek değildir. Çoğu zaman bu mümkün de değildir.

Karşında ki insanın halini ve duygu dünyasını; sanki sen onun yerinde bulunuyormuş gibi değerlendirebilmektir empati. Önemli bir özelliği de karşındaki kişiyi anladığını olayı yada duyguyu içselleştirdiğini ona ifade edebilmektir… Bu haslet için düşünmeye üşenmeyin

Bu şekilde her muhatabını tanır, her duruma vakıf olursun. Realist çözümler ile doğal bir lidere dönüşür, kendini de başkalarını da daha verimli kılarsın…

Bir Tuzak Makyavelizm

Niccolo Macchiavelli İtalyan düşünür. Düşüne düşüne bunu bulmuş..! “Bütün büyük işleri sözünde durmayanlar, yalancılar, arkadan vurucular, acıma duymayanlar başarmışlardır” diyordu ve bazı insanlar bu yalana inandı.

Sonunda “hedefe ulaşmak için her yol mubahtır” diyen bir kısım insan peydah oldu.

Aslında adamın savı devletler bazında idi. Gerçi bu da yanlış ama bayağı inananı çıktı ve insan bazına indirgenip, bir hayat görüşü olarak ortaya çıktı.

Bu bir tuzaktır. İhtiras içerisinde yanan, bencillik hastalığına duçar, haset girdabında dönen insanlar için kurulmuş bir feldefe…

Sonuç vermez kesinlikle. Kısa vadede canınızı acıtan makyavelist tipler çıkabilir. Kısa vadede kazanmış gibi de gözükebilir. Fakat her zaman erdem sahibi insanlar kazanır.

Sakın ola sükunet ve faziletten sapmayın. Doğru yolda, hilm ve rıfk ile ilerleyin. Başaran siz olacaksınız. Asla şüphe etmeyin.

Gerektiğinde Susun, Konuştuğunuzda Net Olun. Ama Sıradan Olma ‘yın

Diyorlar ya:

“Bir şey biliyorsan söyle ibret alsınlar, yoksa sus adam sansınlar”

Kaba bir ifade ama doğru tespit! Değerli okuyucum. Sıradan olma derken, geveze ol falan demiyorum. Yerli yersiz her konuya atla, her göreve talip ol falan da demiyorum.

“Söz gümüşse sükut altındır” kendinize hakim olun. Tam vakıf olmadığınız konularda “ipi göğüslemeyin”

Amma atasözü geldi bu konuda… Önemli demek ki! Boş konuş

mak, hakim olmadığımız durumlar hakkında yorum yapmak bizi küçük düşürür.

Sıradan olma diyorum. Sıradan ve tekdüze yaşamayalım. Bildiğimizi söylemekten kaçınmak da bize zarar verir. Bütün ilişkilerde olduğu gibi; eşinizle, amirinizle veya müşterinizle, her kim olursa olsun muğlak, güvensiz ve alt yapısı mesnetsiz ifadeler kullanmayın.

Söylediğiniz sözün, savunduğunuz konunun, inandığınız stratejinin temelleri gerçeklere dayansın. Çalışmalarınız, okumalarınız, gözlemleriniz ile desteklenmiş önermeler sizi başarıya taşıyacaktır.

Söylediğiniz sözün bir fayda doğurma, bir gerçeği dile getirme, bir uyarıda bulma veya bir fikir verme gibi iyi niyetli ve realist gayeleri olmalı. Bakın Hz. Muhammed nasıl özetlemiş:

Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa, ya hayır söylesin yahut sussun.

Buhari, Kitabu’l-Edeb, 10/373

Sözünüzü Tutun, Gelişime Açık Olun

Dürüst olmak, hayatın her alanı için kaçınılmaz bir düsturdur. İş hayatında da verdiğiniz sözü tutmak; tersinden okursak, yapamayacağınız işi vaat etmemek öncelikli prensibiniz olsun.

Zira yapmazsanız pozisyonunuza göre, hem geçerlilik açısından ve hem de güvenilirlik açısından zora düşersiniz. Kendini bilen bir insan olarak zaten yapamayacağını söz vermek size yaraşmaz.

Burada sadece üstlerinizi veya patronunuzu hayal etmeyin. İyi bir yönetici olmak yolunda ilerliyor iseniz, astlarınıza karşı da aynı hassasiyet içerisinde bulunmalısınız.

Sıkça “ben tamamım, ben bilirim” söylemlerine şahit olursunuz. Bu tavır aleni de olabilir, zımni de… Fark edersiniz. Siz siz olun değişim ve gelişim karşısında ayak sürüyen kitleden biri olmayın.

Yeniliklerle insanoğlu tekamül ediyor. Bir şirket ekibini eğitmek için çaba sarf ediyorsa, inanın bana lütfetmiştir. İlişkiler kurmuş, paralar harcamıştır sizin için. İyi niyetli olduğu besbelli olan bu kuruma olumlu geri dönüt sağlayın. Eğitim ve gelişime açık olduğunuzu her fırsatta yineleyin ve bu fikre gönülden inanın.

Tecrübemle sabittir ki; kuruluşların bu tip çabalarına karşı en çok tepki ve direniş; esas eğitime ihtiyacı olan, cahillerden gelmektedir. İronik bir tespittir bu, yabana atmayasın…

Daima Motive Ol ve Koordine Et

Değerli okurum; insanların motivasyon gereksinimleri, inanın bana parmak izi kadar kişiseldir. Ben size, kendiniz için, nasıl motivasyon sağlayacağınızı anlatamam. Anlattığını iddia edenler yanılıyor. Zira motivasyon tamamen kişiseldir.

  • ……….. Kimisi için yaptığı iş,
  • Kimisi için aldığı para motivasyon kaynağıdır.
  • Bir başkası için bulunduğu mevki,
  • Beriki için sağladığı nüfuz alanı, motivasyon için yeterlidir.
  • İşini yaparken giydiği kıyafet,
  • Saçı sakalı için müsaade edilmesi,
  • Muhatap olduğu insanların kalitesi,
  • Seyahat ettiği yerler,
  • Gördüğü saygı ve ilgi,
  • Yeni tanıdığı insanlar,
  • Ürettiği veya sattığı mal veya hizmetin insanlığa faydası,
  • İş yerinde çalışan sevgilisi,
  • Patronuna karşı hissettiği yakınlık,
  • Kendisine sunulan yaşam standardı,
  • Mesai saatlerinin kısalığı veya çokça tatili olması,
  • Toplum içinde önemsenmesi,
  • inançları veya ideolojisine yakınlık,
  • Bir gelecek vaat etmesi,
  • Güvenlilik veya süreklilik ………..

Yazdıkça yazarsın, sonsuz ihtiyaçlarımızın bir tecellisidir motivasyon kaynakları. Saymakla bitmez algı ve hislere göre sonsuz çeşitliliktedir. Dolayısı ile sayın okurum. Herkes kendisini neyin en iyi motive edeceğini bilmeli ve gereğini yapmalı…

Öte yandan koordinasyon önemli ve belirleyici bir unsur olarak karşımızda duruyor. İnsan kendisini, astlarını, ailesini vs. bütün etki alanını koordine etmelidir.

Düzen ve ahenk başarının ilk sinyallerini yakacaktır. Lütfen düşünmeye üşenmeyin. Uzun orta ve kısa vadeli planlarınız ile bunların her biri için tanımlanmış hedefleriniz olsun.

Bu hedeflere de nasıl ulaşacağınızı tayin ve tarif edin, ihtiyaçları belirleyip tatmini yoluna gidin. Etki alanınız için zaman ve iletişim ile etkileşim haritaları oluşturun ve uygulayın.

Umutsuzluk Girdabı

Değerli okuyucum. Yukarıda değindiğim veya değinemediğim her detayın pozitif çözümü ancak olumlu beklentiler ile mümkündür.

Çünkü ümit var olmak, pozitif beklentiler ile düşünmek ve yaşamak demektir. Beraberinde metanet ile dayanıklılık ve dirayet ile beceriklilik gelir. Yetenekler ve ustalık ümit var olmakla hayat bulur. Her ikisi de azim, sebat ve çalışkanlık demektir.

Ümidi kesmek, pes etmek, vazgeçmek benim okuyucuma yaraşmaz. Lakin çare kalmamışsa sonlandırıp, yeni rüzgarlara yelken açmaktan da çekinmeyin. Değerli bir yakınım, zor bir zamanımda bana bir söz aktardı. Sahibini bilmiyorum ama yazayım:

Hayatın altını üstüne getirmekten korkma. Belki altı üstünden daha güzeldir..!

Anonim…

Cevap yok.

Sizinde fikrinizi almak isterim