Yaşam

Robotize Yaşamak

Yaşam yolu sitemin adı. Yaşamayı keyifli, verimli ve faydalı kılmak amacı. Dolayısı ile her yazımda, kendini gerçekleştirmek diyorum. Kişisel gelişim, hayatı güzel yaşama sanatı… Robotize yaşamak ise bütün bu güzelliklerin büyük engellerinden birisi. Bu gün konumuz monotonlaşmış hayatlarımız….

Mutluluğun şifrelerinden bahsetmiştik ya daha önce; kolay bir iş değil mutlu olmak. Robotize yaşamak, kendimizi bilememek ve bulamamak anlamına gelir. Bu tekdüze yaşam biçimi hayatın gerçekleri ve lezzetlerinden mahrum bırakır.

Önce zihnen özgürlük kazanmak gerekiyor. Kendimize cesur sorular yöneltmemiz ve bunları samimiyetle cevaplamamız gerekiyor.

Robotize Yaşamak ve Farkındalık

Büyük çoğunluğumuzun hayatı robotize, kabul edelim öncelikle. Yapay zeka endişelerinden bahsederken önemli bir tespitim vardı: “Makinelerin insanlaşmasından korkmayalım. Asıl tehlike insanın makineleşmesidir.”

İnsanların özel ve her birinin bir tane oluşu, sadece yüz hatlarından, parmak izinden yada aurasından kaynaklanmıyor. Her bir insan, her açıdan bir tanedir. Her insan ayrı bir kainat gibidir. Dolayısı ile bir arada yaşamak zorunda, fakat bir prototipe uymak mecburiyetinde değildir.

Herkes gibi olmak, birilerine benzemek, sürü güdülemesi ile hareket etmek insanın fıtratına uygun değildir. İnsan popüler kültür baskısı ve kapitalist ve emperyalist yönlendirmeler ile; eşit ve yakın davranışlara sahip olabilir.

Bu durum ruhuna uygun değildir. haliyle bıkkınlık, sıkkınlık, mutsuzluk ve anlamsızlık girdabına duçar olmak kaçınılmazdır. Çünkü günümüz insanı kendini bilmekten çok uzaktır. Ve robotize yaşamak onu çağdaş yaşamın yüzeysel ve çıkarcı ilişkilerine esir etmektedir.

Önce Tarif Etmeliyiz

Arkadaşlar robotize yaşamak denilince genelde yanlış şeyler anlaşılıyor. Tek düzelik, insanın iç dünyasında başlar unutmayın. Bir mahpus hapis hayatını gayet hareketli ve renkli yaşaya bilir. Çok zengin bir seyyah dünyayı gezerken monoton iç dünyasına hapsolabilir. Esas olan gönül zenginliğidir.

Demek ki konuya iki esastan bakmalıyız. İç dünyamızda oluşan monotonluk ve yaşam tarzımızın tekdüzeliği… İkisi bir aradaysa vay halimize!

Vaktiyle değer verdiğim bir insan, doğru zamanda, doğru klişe ile, bende büyük bir farkındalık sağlamıştı:” Hayatın altını üstüne getirmekten korkma, zira altı üstünden güzel olabilir.” O gün bu prensibi, hem ruh alemime ve hem de dünya yaşantıma mal etmiştim…

Yazık hayatlarımız kısacık zaten… Sayılı günlerimiz bir bir kayıp gidiyor da farkında değiliz…

Rutin Kolaydır, Tersi ise Zevkli

Kolayı seçmek, kanaat getirmek değildir. Tembelliktir! Korkaklıktır! Yaşamak kolay değil tabii ki. Ekmek arslanın ağzında. Güvenlik her manada tehlike de. Yarış ve kapışma hat safhada. Evet doğru bunların hepsi. Fakat diyorum ki, hepsiyle başa çıkabilmek için rutini bozmak, robotize yaşamak tan vazgeçmek gerekir…

Aile hayatından başlayarak, sosyal ilişkilerimiz, iş hayatımız, kişisel yaşamımız hepsini hepsini yavaş yavaş tekdüzelikten çıkartıp renklendirmeliyiz. Hayat güzel yaşanmalı… Kısacık zaten..!

Bireyler de oluşan olumsuz ve tekdüze düşünüş yaşayış biçimi tabii ki topluma sirayet edecektir. Kolektif şuuraltı konusunda belirttiğim gibi, toplumlarında bir kolektif ruhu vardır.

Bu toplumsal ruh yaşam biçimimizi belirler. Kısır döngü oluşur. Taa ki bir insan, bu işte bir yanlışlık var deyinceye kadar. Hepimiz ister, farkına varır ve çabalarsak, robotize yaşamak yerine tercihlerimizi değiştirebiliriz. Bunu başarmak mutluluk şifrelerinden biri olabilir.

Evet zor bir teklifim var. Alıştığın fakat zararlı insanları değiştir. İşe gittiğin güzergahı değiştir. İşi değiştir. Hobilerini değiştir. Hayatında ki her şeyi değiştir, dönüştür, geliştir… Zor mu geldi? Dur sana yaradılıştan gelen bir gerçeği izah edeyim:

Bir Yaradılış Gerçeği

Değerli okuyucum. Allah bizleri öyle mükemmel yaratmıştır ki, zorlandığımız yerden gelişiriz. Mesela sağlık için spor yapmak neden vardır? Nereden doğmuş bu ihtiyaç?

Tıp tarih boyunca monotonlaşan insan hayatını takip etmiş ve bir yerde hoop demişti. İnsan hareket etmeli aksi halde sağlığı çabucak bozuluyor… Çünkü yaradılışımız hareketli olmak üzerine…

Başka bir örnek vereyim. İnşaat işçisi düşünün. Devamlı balyoz kullanıyor. Onun balyozu kaldırıp savurmak için gerekli kasları gelişir. Onlar zorlanır çünkü…

Postacının ise yürürken kullandığı kasları çok gelişmiş ve fonksiyoneldir. Oradan zorlanır çünkü.

Bir hafızın, hafızası; bir fotoğrafçının kreatif görüşü, bir boksörün refleksleri çok gelişir. Nitekim ihtiyacı ve zorlandığı alanlar bunlardır.

Yani demek istiyorum ki; korkmayın, yapabilir miyim diye yese kapılmayın. Zorlandığınız ve ihtiyaç duyduğunuz alanda ki azminiz; o alanda sizi geliştirecektir.

Ayrıca beyin resen karar verip bir ihtiyat akçesi tutar biliyor musunuz? Yani bir kısım enerjiniz ve eforunuz acil ihtiyaç için saklanmaktadır. Bu durum hem madden ve hemde manen bilinciniz dışında yönetilir.

Mesela uzun bir yürüyüş yapmak zorunda kaldınız. Hava sıcak kilometrelerce yürüdünüz. Tükendiniz. Her yeriniz ağrıdı ve nefesiniz daraldı, hem yolda bitmiyor. Adım atacak haliniz kalmadı ve bir taşın üstüne bıraktınız kendinizi.

O anda iki üç köpek havlayarak, hırlayarak üstünüze gelse; kalkıp yeni başlamış gibi kaçmaya başlarsınız… Hani tükenmiştiniz..!

Demem o ki: Yapamam, yetemem demeyin… Buna göre proğramlısınız. Yaparsınız. Risk almaktan çekinmeyin. Yaradılış özelliklerimiz bizi zor durumlardan kurtarmak üzere hazırlıklıdır…

“Serap” nedir bilirsiniz. Çölde uzun süre yürüyüp mahsur kaldığınızda; yorgunluk, susuzluk ve sıcaktan düşer bayılırsınız. Beyin size gitmeniz gereken yönde bir vaha gösterir.

Akar sular, yeşillikler içindeki bu halüsinasyon bir seraptır. Sizi menzile varmak için teşvik eden beyninizin bir oyunudur… Kendinize ve yaradılışınıza güvenin. Hayatınızın memnun olmadığınız taraflarını tespit edin ve cesaretle dönüştürün.

Verimlilik ve Monotonluk

Robotize yaşamak toplumun her katmanı ve bireyler için verimliliği mahveden bir tuzaktır. Kişiler, aileler, şirketler, kurumlar ve devletler tekdüzelik tuzağına düşerlerse, verimsizleşir, hız ve enerjilerini kaybederek önce durgunlaşıp sonra çökerler.

Daimi surette tekamül şarttır. Yenilenme ve yenileme, insan ve insandan müteşekkil her ortam için kaçınılmazdır.

Şahsınız kadar hayatınızdaki herkes ve işiniz de dahil olmak üzere bu tuzaktan kaçının. Size hız ve enerji sağlayacak şekilde yapılanın. Sorumluluklarınızı ihmal etmeden, adaleti ihlal etmeden, sevgi ve hürmet bağlarınızı güçlü tutup, hayattan doğru şekilde keyif almanın yollarını araştırın.

Unutmayın özgürlüklerinizin sınırı, ahlak ve erdemdir. Toplumsal değerler ve vicdani teraziniz, trendinizi belirler. Hak ve adalet yolunuzu aydınlatır. Yeter ki iyi niyetlerinizi kaybetmeyin.

Nasıl Başlayalım?

Gülümseyin, sanat ve spora ilgi gösterin. Düşünmeye zaman ayırın. Boş zamanlarınızda kitap okumayın! Kitap okumaya zaman ayırın. Boş zamanınız olmasın, doldurun. Bu yorgunluk değil, zindelik kazandırır. Bol bol seyahat edin, insanlarla olumlu iletişimde bulunun.

Tanışın, konuşun, hayatın gerçekleri, ukba ve dünya üzerine sohbetler yapın. Yeniliklere ayak diremeyin, deneyin. Kimseyi hor görmeyin. Nefsinize teslim olmayın. Kendinizi yücelten ve sizi kötü yollara sevk eden ego ve nefsaniyet ile savaşın, pes etmeyin…

Herkesi ve her şeyi sevin; sevin ki, sevilesiniz… Verin, vermekten korkmayın. Hiç bir şeyiniz eksilmeyecektir. “Veren el, alan elden üstündür.” Buyurmuş Efendimiz. Üstün olun, verin. Mutluluk verin, huzur verin, akıl verin, keyif verin, moral verin, para verin… Verin, verdikçe çoğalır….

Ve alın ibret alın, örnek alın, cesaret alın, fikir alın, almaktan da vermekten de çekinmeyin. İnsanı insan olduğu için, olduğu gibi kabullenin.

Kendinizi işinize veya evinize hapsetmeyin. Özgür bırakın ve insanlarla beraber olmaktan çekinmeyin. Dünyada kalıcı değiliz. Göçüp gideceğiz. Ömür denen azıcık zamanın içini doldurdukça sevinin. Birim zamanda ki yaşanmışlıkları arttırmak; reel olarak ömrünüzü uzatır. Aklınızdan çıkarmayın.

Cevap yok.

Sizinde fikrinizi almak isterim