Farkındalık

Aşk ile Aile

Aşk ile aile dedim… Yine çok zor bir konuya girdim… Karı, koca ve çocuklardan müteşekkil, toplumun en küçük yapı taşı. Tanımı çok kolay ve analitik. Yaşanması çok zor ve kritik…

Değerli okuyucum; klasik bir aşk ve aile yazısı okumayacaksınız bugün korkmayın…

Ekseriyetle çocuk yaşlardan itibaren her insanın zihnini ve dilini meşgul etmekte olan aşk, konusu üzerine yazmayacağım. Bu konuda herkes her şeyi yazıyor ve biliyor zaten kendine göre..! Aşk ile aile konusunu yazacağım.

Benzer şekilde aile konusunda da, hem hukuki, hem akademik ve hem avam arasında öyle bir literatür var ki; ben kimim de araya gireceğim..! Sadece ailenin ve eş olmanın kutsiyetine değineceğim.

Başkalarının söyledikleriyle söze devam etmek, ya malumu ilan olur veya ahkam kesiyorum zannedilir. Ben hep yaptığım gibi; bildiğimi, öğrendiğimi, düşündüğümü ve yaşadığımı yazacağım. Belki bir gönülün bam teline dokunurum umuduyla; hep yaptığım gibi…

Aile aşk ile kurulur, yuva olur…

Ben bu yazımda, esasen karı koca ilişkilerini konuşacağım. İnsan olmak ve insan kalmak üzere, aile saadeti için ip uçları arayacağım… Bakın hep insan diyorum, her yazımda insan, insanlık, insaniyet diyorum… Dünya ve ahiretin huzur anahtarları burada gizlidir. “İlim kendin bilmektir.” (Y.Emre)

Nitekim bütün ilişkilerimizde başarılı olmanın ve kendi içimizde süruru bulmanın yolu ve aile saadetinin de yegane başlangıcı kendini bilmektir. Kendini bilmek, kendini tanımak, kendine inanmak, kendine saygı duymak, kendini geliştirmek, iç barışını temin ve tesis etmek vs…

Çünkü eksik isen eğer, hissediş, düşünüş ve davranışlarını terbiye edip, tekamül halinde tutamıyor isen, başaramayacaksın..! Mutsuz olacaksın ve hiç bir mutsuz insan, muhatabını mutlu edemez.

Aşk ile Aile Tesis Etmek

Mutlu bir aile sahibi olmak erdem gerektirir. Erdemli olmanın ise maliyetleri vardır. Bu maliyet, dünyevi mahiyetiyle acı verici olsa da, ukba da ödül sahibi yapacaktır. Erdemli olmaktan vaz geçmeyin, kötülük, çirkinlik ve popüler kültürün tuzaklarından uzak durun…

Sabır ve sebat ile taçlandırılan, faziletli ve basiretli duruşunuz, sonuç ne olursa olsun, sizi Hak karşısında haklı kılacaktır.

İyi bir eş olabilmek bizi insan yapan ihtiyaçlarımızın tatmini ile mümkün olur. Bu alandaki tatminsizlik eşleri koparır ve aile olma vasıflarını ellerinden alır. Barınma, beslenme, güvenlik ve cinsellik ihtiyaçları hayvanlarla aynıdır. Sadece bu ihtiyaçları tatmin için aile olmak yanlıştır diyemem, fakat büyük oranda eksiktir. Bundan daha üstteki ihtiyaçlar bizim insani taleplerimizdir zira…

Bu ihtiyaçlar tatminsiz kaldığında çekilen sıkıntı, ruhu incitir. Duyguları kanatır. Bakışınızı karartır. Böylece eşinizle ilişkiniz, bütün hayatınızın anlamını kaybetmesiyle sonuçlanabilir. Sevmişseniz eğer, çok zor bir süreç doğar karşınıza. “Zira önce hayaller ölür, sonra insanlar.” (W. Shakespeare)

Ailelerimiz hayvan dostlarımızla ortak olan ihtiyaçlarımızın da tatmin edilmesi gereken sosyal bir gerçekliktir. Legal çerçevede, tarafların hak ve vazifeleri belirlenmiş; fakat uygulama, hane özelinde şahısların, ilim, irfan, inanç ve iyi niyetlerine bağlıdır. O hane, cennet bahçelerinden bir bahçe olabilir… Tercihlerimiz belirler bu durumu.

Mutluluğu tercih etmemek, hayret vericidir!

Hem insani, hem örfi, hem hukuki ve hem de dini kaidelerle şekillendirilmiş ve bağlanmıştır, karı koca ilişkileri. Lakin günümüz yaşam biçimi aşk ile aile olmayı engellemektedir. O kutsal aile birliği, insani değerler yerine çıkar gözeten tihniyetler elinde zayi edilmiştir. Kendimizi ve sevdiklerimizi sakınmalı, hakkettiği değeri aileden esirgememeliyiz.

Aile müessesesi iki kanatlıdır. Net görev ve sorumluluklar vardır bir yanda; bir yanda gönül ve ihlas ve olmaması gereken ihtiras…

İyi bir evlilik ile dünya cennetinin nimetlerini yakalaya bilirsiniz demiştim. Hep söylüyorum, çok kolaydır mutlu olmak. Yanlış izdivaçlar ise hüsran içinde cehennem azabı çektirir taraflara. Dikkat buyurun, yanlış olan izdivaç değil, insanlıktan çıkmış olan eşlerdir. İki iyi insanın da mutsuz bir evlilik yapma ihtimalleri her zaman vardır.

Nitekim, para, evlat, mevki ve sağlık gibi eşler de büyük imtihanlardan birisidir. Başarılı olmak, bu durumun farkında olmakla mümkündür.

Hem komik hem ibretlik bulduğum bir halk değişini, az kısaltıp şekillendirerek vereyim, aklıma geldi :

Eşin iyi ise, ne işin var düğün evinde;

Toy duvak kendi evinde. Gir oyna çık oyna.

Eşin huysuz ise, ne işin var cenaze evinde,

Ölüm kendi evinde, gir ağla çık ağla.

Azeri Türkçesinden geçen ve varyasyonu çok olan bir mani

Aşk ile Aile İçin 4 Altın Kural

Aşk nedir ki? Bu tartışma için başka bir yazı hazırlayacağım. Şu kadar söyleyeyim ki; İlahi aşkın yansımasıdır gerçek aşk… Kirletmeye gelmez. Doğru hissiyat içindeyseniz, ruhunuza sirayet etmişse sevginiz eğer, gerçek Rıza’ya taşıyan, bulunmaz bir vasıtadır. Cennet kapıları için gerçek bir anahtardır.

Zayi ederseniz, neyi ziyan ettiğinizi fark ettiğinizde, artık çok geç olmuştur; bedbaht olursunuz. Nedamet içerisinde ömür boyu boğulursunuz. Bu sebeple aşk ile aile kurup yürütürken azami dikkat gerekir. Tabii ki bunu fark etmek için de tekamül halinde ve komplekslerden arınmış, dünyevi kirlerden temizlenmiş, ihtiraslardan sıyrılmış, derin ve sağlıklı bir gönül dünyası ve hasas bir kalp gözü gerekir…

Gelelim 4 altın kurala :

* Tam Samimiyet :

Sevdiğinize, eşinize sadece zihnen olsa dahi; oyun oynamamak, tuzak hazırlamamak, imtihan yapmamak, onu denememek, içi dışı bir olmak demektir. Onun bir sözünün yada davranışının altında, onunla paylaşmaksızın, çapan oğlu aramamaktır. Nikah bağı, Allah indinde kıymet ve hikmet verilmiş bir bağlılık sağlar. Artık içli dışlı olmalı, olduğunuz gibi, hesapsız ve art niyetsiz ve plansız göz göze kalmalısınız. Ruh, beden ve hayatlarınızı ayrılmaz bir şekilde birleştirmelisiniz. Aksi felaketiniz olur ve nikaha rağmen evlenmemiş gibi yaşarsınız. Kul hakkına girersiniz. İçtenlik esastır.

* Tam Sadakat :

Sadakat aldatmak kelimesinin tersi değildir! Sayın okuyucum. Aldatma mevzu bahis ise konuşacak bir şey kalmamıştır. Sadakat, çelik gibi sarsılmaz bir bağlılık, çınar kökleri gibi güçlü bir birliktelik ve inanç demektir. Eşini öyle kolayca harcamayacaksın. Default olarak onun masum ve haklı olacağına inanacaksın demektir. Hayat oyunlarını oynarken, iyi günde kötü günde, hastalıkta sağlıkta, zenginlikte fakirlikte, kale gibi etrafını kuşatacaksın demektir. Sadık olamazsanız, iç dünyanız birleşememiş; zulüm ve haksızlık yolları açılmıştır. Bu şekilde diğer insani değerleriniz ve bağlılığınız da yavaş yavaş eriyip yok olacaktır.

* Tam Güven :

Evlendiyseniz birbirinize güvendiniz ve bunu teyit ettiniz değerli okuyucum. Şüphe, korku ve kaygılarınızı dizginlemeli, eşinize güvendiğinizi, ona ve kendinize dikta ederek bildirmelisiniz. Bu bildirime de inanmalısınız. Şunu net olarak söyleyeyim. Güvenmiyorsanız her şey bitmiştir. Hatta hiç başlamamıştır zaten. Eğer kimseye güvenemiyorsanız ruhen veya psikolojik manada rahatsızsınız anlamına gelir. Tedavi görmeyi ve profesyonel yardım almayı veya ilmine ve insaniyetine güvendiğiniz insanlardan destek almayı düşünmelisiniz. Zira aşkınız ne kadar büyük olursa olsun; güvensizlik yükünü taşıyamayacaktır. Şeytanın vesveseleri yanlış ve amacı belli olan ve insanlık olarak Allah tarafından uyarıldığımız kötülüklerdir. İtibar etmemeyi öğreniniz. Aksi halde kullanılır, kötülüklere ortak ve alet olursunuz.

* Tam Teslimiyet :

Kendini kayıtsız şartsız eşine vermek anlamında kullanıyorum. Tabii ki çift taraflıdır. Yukarıdaki anahtarlar da aynı. Teslim olduğunuz eşiniz tarafından hemen ve rahatça algılanır. Metafizik bir aktarımdır. Eşler arasında bu durum zımnen hissedilir. Yazıya yada lafa gerek yoktur. Tersi içinde aynı..! Teslimiyet bir ve beraber olmanın hem ön koşulu ve hem de ispatıdır. Aşk ile evlendiniz, ama aklınızdan acabalar çıkmıyor. Gelecek endişesini tek başınıza yaşıyorsunuz. Başınıza bir şey gelse yalnız olacağınızı hissediyorsunuz. Bu halde siz teslim olamamışsınız . Eşinize bütün çıplaklığı ile bakın ve ruhunu görmeye çalışın. Bunu her eş samimiyetle yaparsa başaracaktır. Onu görün, duyun ve kendinizi dinleyin. Eş olduysanız okyanusa benzeyen bu hayatın, sığınacak güvenli bir limanıdır eşiniz. Kendinizi onun güvenli ve korunaklı sularına bırakın. Hemen o da size teslim olup, sahip olacaktır. Yapamıyorsanız aşk ile aile olamamışsınız ve dünyanın en değerli lezzetinden mahrum kalmışsınız demektir…

Evlilikte Aşkın Katilleri

Değerli okurum; uzadı biliyorum fakat, yüreğimi yakan, gelecek nesilleri, dolayısı ile top yekun insanlığı tehdit eden, aile olamama konusunu yazmaya devam edeceğim. Aşkı bulamama acısı ve sürdürülemeyen birliktelikler için, biraz kuralları ihlal edip, içimden geldiği gibi ve geldiği kadar yazacağım. Okuyunuz..!

Aşk ile Aile için katil çok. Kendimizi ve ailemizi ve sevdiğimizi savunmak ise sandığınız kadar zor değil. Temel 4 altın kuralı yukarıda yazdım. Şimdi tehditlerden bahsedeyim kısa kısa :

  • Şüphe : Şüphe bizim için çok değerli olan tevekkül inancının ihlali demektir. Affedersiniz, kuşkucu olma demek, salak ol demek değildir. Yüreğinizin sesini dinleyin, şeytanın vesveselerini değil. Bu bir huy yada hastalık halini almışsa, sizi de, eşinizi de evliliğinizi de bitirir.
  • Dedikodu : Bu konuda bütün bir yazı kaleme almıştım. Okuyunuz bence. Dedikodu her türlü çirkefin ve fesadın kaynağını oluşturur. Dinimiz gıybet diyerek kesin bir dil ile reddetmiştir bu çirkin davranışı. Size zarar vermediğini, akıllıca bilgi devşirdiğinizi zannederken, eşinizi ve evliliğinizi kaybedersiniz.
  • Su-i zan : Eşinizin kötü şeyler düşündüğünü veya yaptığını, cılız ve güvensiz deliller ile zannetmektir. Güzel Dinimiz her konuda olduğu gibi kolayca çözmüştür bu konuyu. Bir hadis-i şerif aktarayım :

Su-i zan etmeyin. Su-i zan, yanlış karar vermeye sebep olur. İnsanların gizli şeylerini araştırmayın, kusurlarını görmeyin, münakaşa, haset ve düşmanlık etmeyin, birbirinizi sevin, çekiştirmeyin. Müslüman zulmetmez, yardım eder. Onu, kendinden aşağı görmez.

Buhar-i Müslim

Aşk ile Aile Katillerine Devam Edelim :

  • Sahiplenmek : Bakınız sevmek, aşık olmak, arzu etmek, itina göstermek güzel şeylerdir. Fakat sahip olma ihtirası, bunların hiç birisinden kaynaklanmaz. Ruhsal bir zayıflık göstergesidir. Eşiniz nihayetinde kullardan bir kuldur. Tek ve yegane sahibi ise Allah’tır. Onu kafeslere kapatmak, iş veya sosyal ilişkilerini kısıtlamak, sadece size baksın, sizi görsün, sizi düşünsün gibi bir histeriyle davranmak, aşkınızı var olsa da bitirir. Eşinize güvensiz bir ortamda boğulma hissi verir ve hatalar yaptırır. Hapis neden insanlığın ortak kullandığı bir cezadır, düşünün hele! Mahpusluk hissettirirseniz, normalde size odaklı yaşamakta olan karşı tarafın ruh halini rencide edersiniz. Yok size odaklı yaşamıyorsa, bu yolla kendinize zaten döndüremezsiniz. Sahiplenmeyin sevin. Göreceksiniz ki o zaten sadece sizin….
  • Şiddet : İnsanlar için, hiç bir seviyede ve hiçbir şekilde şiddet, gerilim, kavga ve çekişme iyi sonuçlar doğurmaz. Şiddet ile sevginizi ispat edemezsiniz. Hiç bir yanlışı da düzeltemezsiniz. Kötülükler kötülüğe gebedir. “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” Yazık edersiniz, munis tavırla ve sükunet ile paylaşarak sorun çözmeyi deneyin. Kolayca başaracaksınız. Kendinize güvenin…
Aşkın Katilleri, Seri Katildir. İnsaniyeti Tamamen Öldürürler!
  • Ego : Nefis en tehlikeli düşmandır. İçinde taşırsın. Senin bir parçandır. Fakat farkında olman gereken, terbiyesiyle meşgul olman gereken, dizginlerini asla bırakmaman gereken vahşi bir canavardır. Hem seni ve hem de muhataplarını yıkar geçer ego. Kendini beğenmişlik sana, “her şeye hakkın var” demektedir. Empatiye ve hakkaniyete fırsat tanımaz. Doğruları göremezsin. Bunu terbiye etmeden evlenme. Aşk ile aile; ego ile son bulur bilesin. Mütevazi olmak, aklı ve değerleri devreye alır. İnsana insanlığını hatırlatır. Nihayetinde her insan ölecek ve hesap günü gelecek. Ego sahibi olan, böbürlenen eş; sen de öleceksin..!
  • Çıkarcılık : Acınası bir küçük hesap halidir. Yaptığın bir iyiliğin karşılığında hep bir şeyler beklemek, hatta bir karşılık beklediğinden dolayı iyilik yapmak; büyük acizliktir ve ihanettir. Aile içinde eşin ile böyle bir ilişki düzlemi aklının ucundan geçiyorsa, nikah yapılmış ama sen evlenememişsin demektir. Küçük çıkar hesapları ile aşkınızı ve aşıkınızı bozmayın. İnsani ve İslami değerlerinizi muhafaza edin. Refah ve saadet, çıkarları peşinde koşanları bulmaz. Bütün kazanımlar, maddi ve manevi Allah’ın takdiri iledir. Beyhude çıkar elde ettiğinizi sanmayın. Çıkarcılar aciz, yorgun ve sefalet ile yaşarlar. Neye sahip olurlarsa olsunlar..!
  • Kin ve İntikam : Neyin peşindesiniz yahu! Kin herhangi bir müslümana yaraşmaz. Eşine kin tutan ve intikam hesapları yapan birisi, aslında eş olamamıştır. Affedici olunuz bir hata var ise. Affettiğiniz zaman da unutunuz o konu her ne ise. Geçmişe, olaylara veya kişilere takılarak, günü yaşayamaz, yarını inşa ve ihya edemezsiniz. Sefil bir halde biten evliliğinizin ardından ağlarsınız…

Yukarıda sıraladığım kötü hallere duçar olduysanız, yardım alınız. Fakat bunun öncesinde kendinizi bir yoklayınız. Yüreğinizi objektif bir tavır ile ve tefekkür ile kontrol edip denetime tabi tutunuz. Doğruyu yanlıştan ayıra bilmek için Allah’a sığınıp, ihlas ile yardım dileyiniz…

Ruhunuzu Nereden Besliyorsunuz.!?

Değerli okuyucum. Çok görmüş geçirmiş ve hayatı boyunca insanları incelemiş birisi olarak; çok az kötü insan tanıdım. Dikkat buyurun. Kötü insanlara az rastlanır. Çünkü insanlar fıtrat olarak iyidir yahu!

Fakat o kadar çok sayıda insan da tanıdım ki; iyi bir insan olmakla birlikte, kötü insanlar gibi düşünen ve davranan ve doğru yolda olduklarını sanan cahil insanlardı bunlar. İyilik ve erdem öğrenememiş, ruhlarını zehirli gıdalarla hasta etmiş zavallı insanlar…

Beynini ve yüreğini kötü insanların hasletleri ile donatırsan insanlıktan nasibini alamaz ve bedbaht olursun. Ruhunu doğru gıdalarla beslemelisin. Evet vücudumuz gibi ruhumuzda açtır ve doğru gıda ile ferahlar, tekamül eder ve kanat açar yükselir.

Ne ile Doyuralım Ruhumuzu?

İbadet, tefekkür ve sanat ruhu besler. Akil insanlar ve dostlarla sohbet ve kıymetli kitapları okumak da ruhu besler. Doğru kaynaklara ulaşırsan doyurursun ruhunu ve sükuna erer, huzur bulursun.

Yok televizyonlardan, sosyal medyadan dünyanın çirkefi ile, günahkar insanların hayatları ile, bin bir çeşit pislik ile doyurmaya kalkarsan ruhunu; bozarsın, hem aç bırakır, hem de saldırgan yaparsın. Egonun patlamasına ve fakat içten içe kendine acımana yol açar bu durum. Giderek acınası hallere düşersin. Eşini ve aşkını kaybedersin…

Aşk ile Aile olabilmek için ruhunu temizle, dünyanın pisliğinden arındır ve uzak tut. Batıl ve malayani ve haram ile meşgul olma. Onu güzellikler ile doyur ve koru. Bak o zaman sevmenin de sevilmenin de tadına varacak, saadet bulacaksın. Aksi halde önce kendini, sonra eşini ve aileni dağıtır, büyük kul hakkına duçar olursun…

“Kişi Kendinden Bilir İşi”

Bu atasözü düşünebilen ve adil olan her eş için bir çıkış noktası olabilir. Gerçekten insanlar, olaylara ve diğer insanlara değer verip, anlamak ve yorumlamak için subjektif bir tuzakla karşı karşıyadır. Sonuçta varılan yargı, her zaman doğru olmaya bilir!

Bir eş, yaşadıkları vakıalar, ortak tanıdıkları insanlar veya diğer eş hakkında doğal olarak, belli yargı, düşünce ve tutumlara sahip olur. Lakin bu yargı, tutum ve düşünceler esasında kendi kişiliğinden yola çıkarak vardığı sonuçlar ise tuzak tutmuştur.

Yani herkesi kendiniz gibi bilmeyin. “Ben erkek olsaydım kocamın iş yerinde çalışan o sarışın dikkatimi çekerdi.” diye düşünüp, eşinize durduk yerde dünyayı zindan etmeyin demek istiyorum. Kadından örnek verdim ama erkek için de aynı. “Karım benim hakkımda şöyle söyledi. Ben olsam bunu ancak sevmiyorsam söylerdim.” deyip eşinize hürmetinizi bozmayın mesela…

Anlayın artık o siz değilsiniz. Her insan bir başka dünya. Sizin eksikleriniz, kompleksleriniz veya acı tecrübeleriniz onda yok! o adam o sarışına dönüp bakmaz. o kadın o cümleyi senin anladığın manada kullanmaz.

Eşler arasında da hukukta ki masumiyet karinesi tamamen geçerlidir. Ayrıca yukarıda dediğimiz gibi eşler birbirlerine hüsn-ü zan ile bakarlar ise belalar def edilir ve aşk ile aile kurulmuş, o evlilik yuvaya dönüşmüş olur.

Suç ispat edilmediği sürece, kimse hükümlü sıfatıyla değerlendirilemez. 

Ceza Hukuku Temel İlkelerinden

Hürmet ve Saygı

Hürmet ve saygı, Aşk ile ailenin olmazsa olmazıdır. Eşler birbirlerine karşı hürmet etmek zorundadır. Bakın hürmet kelimesi içerisinde saygı ile harmanlanmış bir sevgiyi ve inancı barındırır.

Bu sarsılmaz ve saadet içinde bir birliktelik demektir. Sözümüze sükutumuza, karşılıklı değer ve inançlarımıza, oturup kalkmamıza dikkat ve itina göstermeliyiz. Ancak bu şekilde eşler birbirlerini gerçek manada sarıp sarmalar; esen fırtınaları böylelikle atlatırlar…

Ruhlar Ruhlara Aşık Olurlar

Gerçek aşktan bahsediyorum. Libido yada özenti kaynaklı geçici arzular aşk değildir. Aşk bir metafizik gerilimdir ve iki ruh arasında cereyan eder. Cisim ve maddeden münezzehtir aşk…

Dolayısı ile kaşı gözü, arabası evi, kıyafeti saati, makamı nüfuzu vs size çekici geliyorsa aşık değilsiniz o insana. Talebiniz o insanın ruhuna değil yani. Refika değilsiniz yada refik; anlıyor musunuz?

Bakın demiyorum ki bu saiklerle evlenilmez! Haşa! cevaz var. Fakat bu yaşadığınız şeyin ismi aşk değil ve kuracağınız birlikteliğin ismi de aşk ile aile değil diyorum. Haliniz bu ise kandırmayın karşı tarafı. Açık ve dürüst olun. O aşık ise yazık edersiniz. Kul hakkına girersiniz ve mesut olamazsınız.

Samanlık Seyran Olur mu? Olur!

Cevap veriyorum :Evet! “İki gönül bir olursa, samanlık seyran olur.”

Eğer kendinizi madde ve cisim ve şekil ile ifade ediyor; bunlara verdiğiniz değer, duygularınızı ve mutluluğunuzu belirliyorsa, kendi kafanızdan birini bulun evlenin.

Hiç aşkmış, sevdaymış girmeyin bu konulara. Araba konuşun, maaş konuşun, villa konuşun karşınızdakiyle. Evlenme programlarına çıkanlar gibi! Kendinize ve karşınızdakine saygınız olsun, riyaya kapılmayın. Çünkü sonu hüsran olur. Karşınızdaki aşk ehli ise onun yolu size büyük gelir, yormayın kendinizi..

Nitekim değer yargıları farklı insanların birliktelikleri her ikisi içinde büyük acılarla sebep olur. Unutmayın nereye giderseniz gidin o beyniniz ve gönül dünyanız sizinle birlikte gelecektir. Burada en büyük dürüstlüğü kendinize karşı borçlusunuz…

Değerli okuyucum. Genel ahlak kurallarını ve adab-ı muaşereti evliliğinize hakim kılın. Bu ikisini başaramıyorsanız evliliğiniz, diğer güzelliklere de zaman içinde kapanacaktır. Hem de esecek hafif bir meltemle yıkılmaya namzettir.

Kendi prensiplerinizi önemseyin ve onlara güvenin. Aman bu da böyle olsun diyerek göz yummayın, doğrusunu bulun, tatmin olun ve devam edin. Yanlış anlamışımdır deyip bir prensibinizi ihmal etmeniz hüsn-ü zan değildir. Takip ile sorun soruşturun, teyit ettirin, doğrusunu anlayın ve prensiplerinizle yolunuza devam edin.

İhlal ettiğiniz her prensip, evlilik hayatınızı size dar edecektir. Nitekim her yaşanılan da bir illiyet bağı vardır. Yani sebep ve sonuç ilişkileri hayatımızı belirler. Aşk ile aile kurmak, sevgi ve şevk kadar, ciddiyet ve dikkate de gerektirir.

Aşkı Bitiren 3 T

Bu üçüne günümüz ailelerinde çok sık rastlanır oldu. Yazık… Üç günlük dünyada, mutluluk yerine çekişmeyi seçenler için çok üzülüyorum ve normal bir halet-i ruhiye içinde olduklarını sanmıyorum.

  • Tehdit : Eşler birbirlerine gözdağı vermek veya korkutmak gibi basit ve insani olmayan eylemlere girişmemelidir. Aşkı temelleriyle birlikte, hunharca ezer bitirir tehdit. Aradığınız sonuca da ulaşamazsınız kesinlikle. Bir çirkinlik olarak kalır aranızda…
  • Taciz : Eşinizin canını sıkmak için konuşmak, tedirgin etmeye ve rahatsız edip huzurunu kaçırmaya çalışmak ne aptalca bir eylemdir. (affedersiniz) Yahu! Gayenize erişseniz bile, sonuç sizinde rahatsız ve tedirgin olmanız değil midir?
  • Tahrik : Bir taşkınlık yapsın diye; kendisini bozsun, ağzından kötü laf, elinden kötü iş çıksın diye eşler birbirlerini harekete geçirmeye çalışıyorlar. Akla zarar. Eşler birbirlerini örtmek, onarmak, sakinleştirmek ve dertlerine ortak olmak için evlenirler. Erdemli olan eş kazanır. Eşler erdem sahibiyse o evlilikten bütün kainat keyif alır…

Son olarak arz edeyim. Evliliğiniz yürümüyorsa, çile, kavga ve acı dinmiyorsa; zaman geçtikçe her şey daha da kötüye gidiyorsa, iyi ve sorumluluk sahibi bir insan olarak, her yolu da denediyseniz artık ısrar etmeyiniz. Ayrılmak da hiç istenmeyen bir seçenektir ve mubahtır. Başta dedim, iki iyi insan dahi bir arada aşk ile aile olamaya bilirler.

Sonuna kadar okumuş olan değerli misafirim. Allah mesut eylesin…

2 Yorumlar

  1. Begonvil Sokağı
    • admin

Sizinde fikrinizi almak isterim