Kavramlar

Kayıp Hazinelerin Keşfi-04

Kavramları bilmek ve ardından onları tanımlayabilmek hayat tarzımızı, ilişkilerimizi, standartlarımızı ve hatta kişiliğimizi belirler. Kayıp Hazinelerin Keşfi-04 ile bu değerlerimizi, haddim olmadan hatırlatmaya devam ediyorum. Dizinin önceki bölümlerinde bazı kayıp hazineleri keşfe çıkmıştık. Aşağıda sıralıyorum. Dilerseniz üstlerine tıklayarak o kavramlara da ulaşa bilirsiniz.

Kayıp Hazinelerin Keşfi-04 ‘de ise Munis ve Ehvenişer kavramsal hazinelerinden bahsedeceğiz.

Başlamadan belirtmeliyim ki; insanlık kavramları geliştirirken, kolektif şuuraltı görevdeydi her zaman. Bu konuda literatür tartışmalı. Kolektif bilinç, aklına yatıyor da bazılarının; kolektif bilinçaltı yatmıyor. O bireye özgüdür diyorlar şuuraltı için.

Bu konuda çalışmalar yapan  Carl Gustav Jung; hissedişlerin ve hafızanın oluşumu sadece çevresel faktörler eşliğinde gelişir, ön kabulünü yıkmıştır. İnsanlığın yaradılıştan beri, devamlı içerisinde olduğu, tekamül etmek yada tamamlanmak sürecinin sadece fiziğimiz de değil, ruhumuzda da etki bıraktığını savunmuştur.

İnsanoğlu manevi olarak zihin ve hafıza ile fiziki olarak da genetik aktarım ile; atalarının hatıra ve tecrübelerine bağlıdır.

Freud’un bireysel bilinç altı kavramı; Jung ile toplumsal bilinçaltı fazına geliştirilmiştir. Kolektif şuuraltı esasen insanlığın hatıralarının toplamında hayat bulur. Bu konuyu enine boyuna inceleyeceğimiz bir yazım var.

Burada söylemek istediğim, insanlar için; iyi ve kötüyü, güzel ve çirkini, doğruyu ve yanlışı belirleyen kayıp hazinelerimiz olan kavramlardır.

Ben de Kayıp Hazinelerin Keşfi-04 ile devam etmekte olan yazılarıma konu olan kavramların hayat bulmasında; kolektif şuuraltının önemli bir yeri olmasıdır.

Kayıp Hazinelerin Keşfi-04 için seçtiğim kavramlar:

Munis

Bu kavramı insana en çok yakışan nitelemelerden, sıfatlardan biri olarak görüyorum.

Nedir karşılığı biliyor musunuz? Sakin, uysal, uyumlu, cana yakın ve sevimli insan demek.

İnsana yakışan insansı bir hal değil mi? Munis insanlar etraflarına huzur aşılar ve neşe kaynağı olurlar.

Nitekim dünya hayatı kırmak, dökmek ve kırıp geçirmek için yeterince uzun değildir. Çünkü çoğu zaman verdiğiniz manevi hasarı onarmak imkansız olur.

İnsanı munis yapan şey, oturmuş karekteri, inanç sistemi ve entellektüel birikimidir. Olgunluk, durgunluk değil, aksine ciddi bir aksiyon halidir.

Munis insana değer verir

Allah tan korkarlar, kimsenin kötülüğünü istemezler. Bu onlara berrak bir görüş alanı sunar. Kamiliyet sayesinde çelik gibi sinirlere ve üstün bir öfke kontrolüne sahip olurlar.

Göklere yükselip, kendileri de dahil, her olguyu ve olayı tam bir çıplaklık halinde gözlemleye bilirler. Onlar için hayret edilecek şey; sadece insanların insanlıktan çıkma halleridir.

Fakat yazık ki, gönül gözü kör, meta fizik algıları kapalı insanlar munisleri sadece silik yada ezik diye yaftalar. Bu şekilde kendilerini de ebedi bir mahrumiyete iterler.

Zira munis insanların gözünde, diğer insanların kendilerine nasıl baktığı, hatta bakıp bakmadığı da yoktur. Onlar ancak kendilerinin, hak ve hakkaniyet karşısında, doğru noktada olup olmadıklarına önem verirler.

Munis insanların bünyesinde, Kayıp Hazinelerin Keşfi-04 ve öncesinde andığımız bir çok kayıp hazine bir arada bulunur. Bu durum onları sorun çıkaran değil, çözüm doğuran insan haline getirir. Bu durum kişisel gelişim için biçilmez kaftandır.

Munis insanlar çevrelerinin emin olduğu ve faydalandığı tiplerdir. Çünkü önceden yazdığımız gibi başkalarının iyiliğinden mutlu olmak, insanı üstün bir saadete taşır.

Bazen bir munisle hiç konuşmadan dahi, oturup bir çay içmek, ruhunuza huzur, gönlünüze sürur kaynağı olur.

Kayıp Hazinelerin Keşfi-04 Sevgi yolunun yolcusudur

Kendini gerçekleştirmek sevgi ile mümkündür. Kendi gerçeğiniz bir firavuna dönüşmek değilse.!?

Yoksa şiddet içinde yüzen, öz güven problemleri ile gerilimden ve acıdan beslenen, kompleks ve korkuları ile ali kıran baş kesen tiplerin bu halleri, ancak kendilerine zarar verir. Acı içerisinde, ruhen fakir, kalben bedbaht olurlar.

Sağduyulu ve algıları açık olan munis insanlar, bu duruma içerler, üzülür ve hala yardım peşinde koşarlar. Nihayetinde üç günlük dünyanın sahibi, sonsuzluğunda sahibi olan Yaratıcıdır. Ve O Hesapları Çabuk Görendir” (İbrahim/57)

Nihayetinde güzel insanlardır munis insanlar. Etrafınızda ne kadar çok olurlar ise o kadar mutlu ederler sizi.

Ehven-i şer

İnsanın hayatını rahatlatan, kararsızlıktan kurtaran, yaşam yolunu sürdürülebilir kılan bir kavramdır.

Bizler hep iyi olanı sever, iyi olanı destekler ve iyi olanı seçeriz. Velev ki alternatiflerden birisi iyi olsun. ya değilse!

Bazen öyle bir hal doğar ki; Hepsi kötü olan alternatiflerden birini seçmek zarureti yaşanır. Mecbursunuzdur ama her seçeceğiniz yolun mahsurlu tarafları vardır. Zor bir haldir insanlar için bu vakıa…

İşte böyle bir durumda ehven-i şer kaidesi devreye girer ve en az zararlı olanı seç, bunda bir beis yoktur der. Yardıma yetişir, hayatın akışını kesintiye uğratmaz.

Mecelle`de, “İki şerden, daha hafif olanı ihtiyâr olunur” kuralı mevcut olup Kayıp Hazinelerin Keşfi-04 ile parmak bastığımız ehven-i şer kavramını kastetmektedir.

Her doğru yapılan şey, keyifli değildir

İnsan hayatı boyunca bir çok alanda imtihanlar verir. Her insan için bu durum aynıdır.

Nasıl gözükürse gözüksün, en müreffeh hayata sahip bireyler de dahil, mutlak manada mutluluk yoktur.

Her insanın kendi dertleri, sorunları ve çıkmazları vardır. Kişisel gelişim yolundaki bilinçli bir birey, bu durumu fark etmekte gecikmemelidir.

Yönetici arkadaşlarım bilirler. Verdikleri her karar onları mutlu edemez. Zaruret vardır ve ehven-i şer kaidesince hareket ederler. Kendileri verdikleri kararlar için kendileri üzülürler. Nitekim o karar dışındaki alternatifler daha kötüdür.

Kayıp Hazinelerin Keşfi-04 ile Kapıları Aralamak

İşte bu kavramları okurken bir çok okuyucum ben zaten böyleyim yada böyle yapıyorum diye akıllarından geçirebilir. doğrudur. Lakin kavramları tanımlamak ve anmak onların işlevini ve gücünü ve yaygınlığını arttırır. Ben de kişisel gelişim yolunda bu kapıları aralamak peşindeyim zaten.

Bu kavramın dolaylı fakat çok da önemli ikinci bir fonksiyonu daha vardır.

Ehven-i şer kaidesince iki fena seçenekten en az kötü olanı seçmek suretiyle hayatımız devam eder dedik.

Aynı zamanda bu seçimimiz o daha kötü seçeneğin ortaya çıkmasını engelleyerek örtülü bir fayda daha doğurur.

Mesela pusuya düşürülmüş güçlü bir komutan, bütün birliğini kaybetmektense, bir kahraman evladının kutlu şehadetine göz yumabilir. Bu çok acılı bir seçenektir. Komutanın da yüreği yanar, silah arkadaşlarının da. Ama doğru yapılmış ehven-i şer kaidesince daha büyük kötülük engellenmiştir.

Ehven-i şer ile hukuki sorunlar, iş hayatı, aile hayatı ve genel insani temas anlamında her zaman denge ve devamlılık amaçlanır.

Allah aşamayacağımız yüklerle imtihan etmez. Kalın sağlıcakla…

Cevap yok.

Sizinde fikrinizi almak isterim